MATEMATİK VE KORKU – MATEMATİK KORKUSUNU GİDERMEK

MATEMATİK KORKUSUNU GİDERMEK – MATEMATİK ÖZEL DERS BAKIRKÖY

Hocam bu soruyu anladım ama diğerlerini hayatta çözemem!!!

Öğrencilerin birçoğu anlaşmış gibi aynı cümleyi kurmakta. “Diğerlerini kesin çözemem”.

Bu gerginlik ne yahu!
Hepsine aynı cevabı veririm.

-“Dur şimdi bunu anladın mı önce ona bak sen. Bu soruda anlamadığın herhangi bir yer varsa söyle.”

-“Hayır hocam bu soru basitmiş bunu anladım. Ama çözemem diğerlerini.”

-” Yahu ben diğerlerini sormadım ki. Bekle hele.”

Evet bunun neden böyle olduğu çok açık. Korku!

Bu korkunun birkaç nedeninden bahsetmiştik.

Eğitim sistemimizin ezbere dayalı ve sınav odaklı olmasından bahsedip topu taca atmak istemiyorum. Eğitim sistemimizin ne kadar başarılı olduğunu, bu başarısından ve istikrarından ötürü her sene değiştiğini, bu değişimler sonucunda aslında kazanan tek tarafın sistemi değiştirme gücüne sahip olanların ortaya koyduğu özel eğitim alternatifleri olduğunu gayet iyi biliyorsunuz zaten.

Sizler de biliyorsunuz okuldaki eğitimin nasıl giderek kalitesinin düşürüldüğünü ve hatta okulların nasıl birer hapishaneye dönüştürüldüğünü. Çocukların yaratıcılığını ne denli körelttiğini ve hatta işini en iyi şekilde yapmaya çalışan devlet okulu öğretmenlerini bile çaresiz bıraktığını. Konumuz sistemin hatalarını ortaya koyup onu eleştirip alternatifi sunmak değil şu anda. Belki başka zaman ama şu anda önemli olan durum böyle iken yapılabilecek bir şey var mı ona bakmalı.

Bu durumda asıl görev vicdanlı öğretmenlere ve ailelere düşüyor. Öğretmenlerimizin işi biraz zor olduğundan öncelikle aileye odaklanmak istiyorum.

Öğrencilerde ki korkunun temel nedeni ailenin ve çevrenin çocuktan beklediği matematik becerisidir.

“E ne yani çocuğumuzdan matematikte başarılı olmasını bekleyemez miyiz?”

Tabi ki herkesten özellikle çocuklarınızdan bir şeyler beklemek gayet normal. Bunu nasıl yansıttığımız önemli ama.

Öncelikle matematikten anlamak kadar anlamamanın da normal olduğu bilinmelidir. Özellikle matematik becerisi olmayan bir çocuğun aptal ya da gerizekalı olarak değerlendirilmesi korkunç bir hatadır.

matematiksel-zeka

 

Korku ve telaş içeren hiçbir eylem başarı getirmez. Daha doğrusu şöyle düzeltelim. Bir işi yaparken heves ve yaratıcılığınızı ortaya koyarsanız o kendiliğinden başarıya ulaşacaktır. Dikkat edin ortaya bir güzelliğin çıkmasında ki ham madde korku ve telaş yerine sevgi, heves ve rahatlıktır. Yaratıcılık ve özgünlük bu sayede ortaya çıkar.

Ya da bir ressam, işini sevmeden yapabilmesi mümkün müdür? Satış temsilcisine kadar örnekleri çeşitlendirebiliriz. Severek ortaya konulan bir emek mutlaka başarı ve huzur getirecektir.

Çocuklarınızdan tabi ki matematik ödevlerini hatırladıklarında sevinçten dans etmelerini beklemeyin. Ya da türev konusunu görmeye başladıklarında mutluluktan gözleri dolması gibi bir durum olmayacaktır çoğunlukta.

Ama enselerinde matematiği dev bir kabus gibi hissetmelerine de ön ayak olmayın.

Üniversite sınavları zamanı sınava girecek olan öğrencileri gözlemlediniz mi hiç? 16-19 yaşlarında ki gençler, şimdiden sakinleştirici kullanmaya, psikolog, psikiyatrist bekleme salonlarında ne kadar çok zaman geçirmeye başladılar fark ettiniz mi?

Ya da karnesini aldıktan sonra intihar eden gencecik çocuklar.

Çok değil 20 yıl öncesine gidin. hanginiz sınav stresi yüzünden genç yaştan dengenizi kaybettiniz. Ya da kaçınız dershaneye gitti, matematikten özel ders aldı. Bunlara ihtiyacınız var mıydı?

Farkındayım farklı bir dönem, tartışmaya çok açık bir konu ama temel olarak neyin değiştiğini bir düşünelim. Ve kusura bakmayın uzasa da durumu bağlamamız gerek bu yazıda.

Temel olarak değişen en belirgin unsur toplum kültürüdür.

Yani o kadar yoğun bir tüketim toplumu haline dönüştük ki. İnsanlar sadece aldığı maaş, hangi meslek sahibi olduğu ya da başarıları üzerine değerlendirilir oldu. yani artık önemli olan şey, ne tükettiğiniz ya da hangi marka kullandığınız oldu.

Bir anda anlamsız bir yarışın içine girdik. Ne ara oldu nasıl gelişti kimse fark edemedi. Ama aile ziyaretlerinde, arkadaş sohbetlerinde bile, “şunu aldım, şu marka şöyle çıktı, bizim haylazı şu kursa yazdırdık, ”
Muhabbet yerine sanki hesap ekstremizin özetini yapar olduk. Çünkü artık buna göre değerlendirilir bir hal mı aldı nedir?

Alttan alttan hissettiğiniz gibi aslında bu çok boğucu bir durumdur.Gereksiz onca tüketim için sevmediği işlerde çalışan kendini buna mecbur hisseden milyonlarca insan var artık. Mutsuzluğun temel kaynağıdır bu.

Ve ne yazık ki tükettiğimiz onca şey aslında bir yerden sonra bizi tüketir oldu.

Tabi ki bu yarışa çocuğunuzu hazırlamanız gerekti daha küçük yaşlarda. Büyüyüp iyi bir iş bulmalı, iyi para kazanmalı, pahalı harcamaların üstesinden gelebilmeli. Tabi ki onun mutluluğu için bunları istiyorsunuz.
Ama siz telaşla çocuğunuz için bir şeyler isterken onun kendisi için ne istediğini kaçırıyor olabilir misiniz.?

35 yaşına geldiğinde yüksek maaşlı sevmediği bir işte çalışırken aldığı onca pahalı eşyanın taksitlerini ve güzel evinin kirasını ödemek zorunda olduğu için kendini kapana kısılmış hissetmesi ve bu yaştan sonra nasıl yeni bir şeyler öğrenirim ya da nasıl yeni bir adım atabilirim korkusu yaşayan bir insan sizce mutlu mudur? (zamanın yüklediği kaos deyip kaçmak yok)

Çocuklarınıza izin verin. Hata yapmaktan, başarısız olmaktan korkmasınlar. Bir şeyleri kendi kendilerine öğrenmelerine fırsat tanıyın. Çarpım tablosunu belki ölene kadar öğrenemeyebilirler. Ama illaki sevdikleri ve becerebildikleri bir şeyler bulacaklardır. Bunu anlamalarına yardımcı olursanız zaten severek yaptıkları işlerinde başarılı ve hatta mutlu da olurlar.

Bu rahatlıkla herhangi bir konuyla ilgilenirlerse (matematik ya da fizik ya da her neyse…) sevmeseler bile telaşlı olmadıkları için ihtiyaçları kadarının üstesinden gelebileceklerdir.